28 Şubat 2019 Perşembe

İŞ ve İMAR HUKUKU DERS NOTLARI - 1


 İŞ ve İMAR HUKUKU DERS NOTLARI


İmar kelime anlamını bayındırlık, bayındır duruma getirmekten almaktadır. Bayındır, gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan mamur (yer) anlamındadır. Böylece imar kelimesinin insan yerleşmelerinde yaşam alanının hayat şartlarına uygun hale getirilmesi, geliştirilip güzelleştirilmesi eylemlerini tanımlamaktadır.

İnsanlar bir arada yaşama gereğini çeşitli araç-gereç ve mekan üretebilme yetisi ile birleştirip ilk toplu yaşama alanlarını yarattığı dönemden günümüze kadar imar faaliyetlerinde bulunmaktadır.

İnsanların keşfettiği ve ürettiği tüm araç-gereç ve hizmet insan tarihi boyunca sürekli geliştirilmiş ve keşifler tarih boyunca devam etmiştir. İmar hizmeti de amacı,kapsamı ve kalitesi yönünden bu değişimi yaşamış ve yerleşme alanlarında yaşamsal öneme sahip bir çalışma alanı, bir tür meslek ve disiplinler arası bilimsel bir uğraş haline gelmiş ve yasalarda da tanımlanan bir işleyişe kavuşmuştur.
İşte imar faaliyetlerinin çok yönlü aktörlerinin, hizmet üretim ve sunum biçimlerini, etkileme ve etkilenme derecelerini, kamusal ve özel yararın yerleşik alandaki ilişkisini yorumlayan ve düzenleyen yasaların, yönetmeliklerin ve mevzuatların tamamına imar hukuku denilmektedir.

Şüphesiz ki yerleşme alanında meydana gelen tüm aktiviteleri tek başına imar hukuku ile yönlendirmek olanaklı değildir. Çünkü alanın kendisinin çevresinde bir etkileme alanı söz konusudur. Etkilenen bu çevre hakkında da çeşitli yasalar vardır. Bu çevre çeşitli doğa elemanlarını ve tarihsel-kültürel varlıkları da kapsamaktadır. İmar hukuku ile doğrudan ilişki içerisine giren bu yasalar da imar hukukunu algılayabilmek için incelenmesi gereken konulardır.

İmar etme sözcüğünün kapsadığı tarım, orman, hayvancılık, turizm, sanayi, yer altı ve yerüstünde bulunan ve endüstriyel alanda kullanılan madenler ile tabiatta bulunan diğer ağaç, bitki, su, hava, petrol ve her türlü doğal varlığı işleyerek insanın kullanımına sunmak için yapılan bina ve tesisleri ile bu imalatları yaparken bir başka değeri yok etmemek için İmar Hukukunun yanında diğer Hukuki düzenlemeleri de birlikte getirme zorunluluğu doğmuştur.

Olaya bütünsellik açısından da bakabilmek için planlamanın öncelik kazandığı gerçeğine varırız. Buradan hareketle planlama hakkında da sıkça konuşulacaktır. Planlama genel bir tanımlama ile yerleşmelerin fonksiyonlarının kapasitelerinin belirlenmesi, yerseçim kararlarının verilmesi, yerleşim tasarımının yapılması, uygulama modellerinin üretilmesi, yerleşik alanlarda fonksiyonların ve veya fiziksel mekanların korunması, yenilenmesi ve dönüştürülmesi gibi konularda kararlar üreten, bunları grafik metotlarla planlar halinde ifade eden ve raporlayan bir bilimdir.

Planlama çeşitli alt uzmanlık sahalarına ayrılır. Örnek olarak fiziki planlama, tasarım, bölge planlama, koruma, dönüşüm vb.

Yukarıda ki kent planlama ve imar hakkında ayrı ayrı verilen bilgiler doğrultusunda imar konusunun planlama ile ne kadar iç içe bir konu olduğu aşikardır.

Eski çağlarda yapılan yapılara bakıldığında; gelişmiş teknoloji olmamasına rağmen insan ve hayvan gücüne dayalı emekle muhteşem yapılar yapıldığı gözlenmektedir.

Bu yapıları sınıflandırdığımızda bireysel kişilerin yani hükümdar, kral, padişah, kumandan gibi ünvanları taşıyanların yaptırdığı köprüler, su kemerleri, sarnıçlar, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, saraylar, savunma için kullanılan kaleler, surlar, bentler ve kışlalar görürüz. İnsanlığın her döneminde Havralar, Kiliseler, Camiler gibi dini yapılara rastlarız. Bu yapıların, sitili ve süslemeleri ile bulunduğu devrin mimari sitilini ve mühendislik tekniğini yansıtmakta olduğunu görürüz. Bu kültürel değerler bir yasa ile günümüzde ne şekilde korunacağı tanımlanmıştır. Günümüzde bu kentsel fonksiyonlar için yapılan yapılar kamusal yapılar olarak imar hukukunda tanımlanmıştır.

Eski medeniyetler inançları gereği bazen bir önceki medeniyetlerin ihtişamını, ibadet yerlerini yok etmek için baskılar uygulamış, buna dayalı olarak kendinden önceki devrin yapılarını, kültürünü veya dinini yok etmek için koydukları baskılar yeni mimari anlayışlarını ortaya çıkarmıştır. Yeraltında veya mağaralarda ibadet yerleri inşaa etmişlerdir. Bu yapılar bile yeni bir imar anlayışı getirmiştir.
Planlama, arazilerin belli ölçeklerdeki Halihazır Haritalarının üzerine yerleşim fonksiyonlarını çizerek bu fonksiyonları belirlemektir. Planlanan paftalar üzerinde gösterilen ve yapılması düşünülen yapıların tasarımı mimarlığı, mimarlarca tasarlanan yapıların yapımı da mühendisliği ortaya çıkarmıştır.

Sosyal yaşamın içinde yer aldığı kentsel alanla büyük bir etkileşimi vardır. Geleneksel kent dokusu kendi sosyo-ekonomik, coğrafik ve teknolojik dinamikleri ekseninde gelişmiş bir yapı sergiler.

Ülkemizde imar hukuku günümüz modern yaşamını ve teknolojik gelişimlerin kentsel etkileşimlerini göz önüne alarak oluşturulmuştur. Bu yasalar bütünü zaman içerisinde geri kaldığı düşünülse bile kentsel alanlarda geleneksel sosyal yapıyla uyumsuzluk yaşamaktadır. Bu sosyal adaptasyon halen devam etmektedir. Hukuk ve onun getirdiği planlama sosyal yaşamı doğrudan etkilediğinden geleneklerden gelen kentsel alandaki planlama %100’e yakın doğru olduğu kabul edilmiştir.

Örnek 1) Yeni doğan bir çocuğun bakımı, büyütülmesi önce ilköğretim sonrası orta öğretim daha sonra yüksek öğretime devam etmesi hem hukuksal hem de geleneksel olarak planlanmıştır. İlköğretim, ortaöğretim ve yüksek öğretimde bir sıralama yapılmıştır. Kısaca ilk veya ortaöğretimi tamamlamayanın yükseköğretim yapma şansı yoktur.
Örnek 2) Kırsal kesimde belli yaşa kadar evlenme geleneği vardır. Ayrıca hukuksal olarak da belli yaşa ulaşmayan kişiler evlenemez, evlenir ise suç teşkil eder.
Örnek 3) Ailede geleneksel görev dağılımı vardır. Yasalarda aile kurumunda görev dağılımı olmayışına rağmen geleneksel kurallara uyulur. Bunların hepsi bir planlamadır.Uyulmamaları halinde geleneksel ve hukuksal sorunlarla karşı karşıya kalınır.


İnsanlar barınacakları yerleri yapmaya başlayınca ve bu yerleşim yerleri çoğalınca birbirleri ile olan sosyal ve ekonomik ilişkileri, ulaşım ilişkileri, su ihtiyacının karşılanacağı çeşme yerleri ve su yolları, eğitim, ibadet yerleri, imalathaneler, fabrikalar, tarım, orman, turizm alanları derken komşu beldeler, ilçeler ve bölgeler arası ilişkiler olarak geniş bir yelpaze altında değişik arazi kullanma alanlarında kentsel fonksiyonların birim ve konumlandırılmalarına dikkat edilerek esnek bir plan düzenleme ihtiyacı doğmuştur. Planlanan alanlar ve de bu alanlarda yapılacak yapıların tasarımının yapılması mimarlığı, yapıların inşa edilmesi ise mühendisliği gündeme getirmiştir.
Konumuz imar hukuku ve uygulamaları olduğuna göre önce imarı tanımlayıp oluşan imar hukuku sistemine uygun olarak uygulamaları da birlikte değerlendirmek gerekir. İmar hukuku sadece imar kanunu ile açıklanamaz. Bağlı diğer uygulamalarla ilgili bir çok kanunu da ilgilendirmektedir. İmar uygulamalarında da planlama ve uygulamanın bir sitem dahilinde yapılması gerekir. Tıpkı yasal düzenlemedeki sıralama gibi;


Yasa, Anayasaya
Plan, Yasaya
Yönetmelik, Plana
Prensip kararları yönetmeliğe aykırı olamaz, prensibi getirilmiştir.

Merkezi idarenin vali yönetimindeki en önemli bölümü il, illerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. İl, valinin yetki ve sorumluluğundaki alanlardır, buna ilçeler ve sınırına kadar tüm il toprakları dâhildir.

İlçe yönetim bakımından yurt bölünmesinde ilden sonra gelen bölümdür. İl sınırları içerisinde bu kademelenmeye göre iller merkezi yönetimden gelen kararlara, ilçeler ilden gelen kararlara uymak zorundadır. Bu bölümler birbirlerinden bağımsız karar veremezler ve verdikleri kararların uyum içinde olması gerekmektedir. Belediye, 5272 sayılı Belediye Yasasına göre kurulmuş, şehirde yaşayacak olan insanların ortak ihtiyaçlarını karşılayan il, ilçe, kasaba, belde gibi yerleşim merkezlerinde kent planlama çalışmalarının yapılması ve bu planlara uygun olarak yol, meydan, yeşil alan gibi donatı alanlarının tesis edilmesi temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan üyeleri halk tarafından seçilen başkan, encümen ve meclis olmak üzere üç organı olan teşkilattır. Belediyelerin yetki ve sorumlulukları, belediye ve mücavir alan hudutları içerisin de söz konusudur.


Mücavir alan:
İmar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır. Mücavir alan sınırları belediye meclisi ve il idare kurulu kararına dayanarak vilayetlerce bakanlığa gönderilir ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı bunları inceleyerek tasdik eder. Mücavir alanın ilgili belediye sınırına bitişik olması gerekmez. Ayrıca, bu alanlar köyleri de ihtiva edebilir.
Mimar ve mühendislerin mesleklerini uygularken yararlanacağı ve uyulması gereken kuralları belirleyen bazı kanunlardan örnekler verirsek:

1-2863 SAYILI KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU
Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili, yeraltında ve yerüstünde bulunan; Taşınmaz Kültür Varlıkları, Taşınmaz Tabiat Varlıkları, Kentsel Sit, Tarihi Sit, Arkeolojik Sit ve Tabii Sit’lerdir. Bunlar şöyle özetlenebilir;
a)Her türlü yapı ( Hanlar, Hamamlar, Köprüler, Su Kemerleri, Kışlalar, İbadet Yerleri, surlar )
b)Kullandığı taşınabilir yiyecek kapları, masa sandalye vb
c)Ziynet eşyası, para, sikke vb kalıntılar
d) “Tabii Sit” Doğal değerlere sahip korular, koylar, mağaralar
e) “Tarihi Sit” Toplumları ilgilendiren, devrim niteliği taşıyan ya da toplumu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyen savaş, doğal afet,antlaşma vb olayların geçtiği alanlar
f) “Arkeolojik Sit” Arkeolojik değerlere sahip kalıntıların ihya edilmesi ya da olduğu gibi korunması, projelendirilmesi, restorasyonu vb işlemlerin yapılması için getirilen kurallar ve uymayanlara verilecek cezaları içermektedir.

ESKİ ESER YAPI
Geçmiş medeniyetlerden günümüze intikal etmiş yapı cinsleri, insanlık veya belli toplumlar için o toplumun yararına işler yapmış insanların o işleri yaparken kullandığı tarihi olaylara sahne olmuş binalar, konut yapıları, dini yapılar, umuma açık hanlar, hamamlar, su yapıları, enerji yapıları ulaşım yapıları gibi günümüze intikal etmiş yapılardır.
Eski eserlerin restorasyonu, restitüsyonu veya yıkılıp yapılması yada yıkılmış eski eserlerin yeniden Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun kararlarına uygun olarak yeniden yapılması ve Eski eser yapılarına ruhsat alınabilmesi için yapının rölevesinin çıkarılmasında, yapı yıkılmış ise fotoğraflardan ve yapı ile ilgili toplanacak bilgilerden yararlanılır. Rölevesinin hazırlanması, koruma kurulunca onaylanması rölevesine uygun olarak restorasyon ve restitüsyon uygulamasının yapılmasını düzenlemektedir.
İnşaat yapılan alanda arkeolojik kalıntı, taşınabilir nitelikte geçmiş dönemlere ait yiyecek içecek kapları, kullanılan ziynet eşyaları veya paralar çıkabilir. Bu durumda Arkeoloji Müzeler Müdürlüklerine haber verip incelettirilmesi gerekir. İnceleme sonuçlarına uymayanlar kanuni takibata tabidir. Sit alanlarında yapılacak sit alanları koruma amaçlı planlarının ne şekilde yapılacağı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca belirlenmektedir.

2-4734 SAYILI KAMU İHALE KANUNU
Belediyeler, özel idareler vb kamu kurum ve kuruluşlarının yatırımlarının yaptırılması hakkındaki 4734 sayılı Devlet İhale Kanunu çeşitli vergi ve harçlardan elde edilen gelirin bütçede belirtilen harcama ve yatırımları yüklenici kişi veya firmalara, uluslararası kuruluşlara yaptırılması halinde nasıl yaptırılacağını yapılan işin projelendirilmesini, bedelinin belirlemesi, denetimin nasıl yapılacağı, bir bakıma halktan toplanan gelirin en ekonomik ve en uygun koşullarda yaptırılmasını amaçlayan, buna uygun kuralları gösteren, kurallara uymayanlara verilecek cezaları belirleyen kanundur.
3-1475 SAYILI İŞ KANUNU 
İşçinin iş güvenliğini, emniyetini, işçi ve işveren ilişkilerinde doğacak ihtilafın ne şekilde çözüleceğini, ulusal ve uluslararası sözleşmelere uygun çözümler getirmeyi, tüm bu ilişkileri düzenlemeyi içermektedir.
4-5272 SAYILI BELEDİYELER KANUNU VE 5216 SAYILI BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNU
Kent yaşamını kentle ilgili alınması gereken kararlar, planlamalar, uygulamalar, inşaat ruhsatları, işletme ruhsatları özetle kent yaşamının düzenlenmesi, ihtiyaçların tespiti ve uygulamasının yapılmasını düzenleyen kanunlardır.
5-4708 SAYILI YAPI DENETİM KANUNU
Yapılacak yapının projesine uygun yapılması, kullanılan yapı malzemelerinin standartlara fenni ve teknik verilere uygun olması gibi her aşamada denetimin yapılmasını temin eden bir yasal düzenlemedir.
6-2942 – 4650 SAYILI KAMULAŞTIRMA KANUNU
Kamu kurum ve kuruluşlarının veya kamunun ihtiyacı olan arsayı temin etmek amacını düzenleyen kanundur.
7-7269 SAYILI AFET İŞLERİ KANUNU
Deprem, Heyelan ve Sel gibi doğal afetlere maruz kalan alanlar ile bizzat Afete uğramış kişilere yapılacak yardımlar, Afete maruz kalmış bölgelerde alınması gereken tedbirleri içeren kanundur.
Görüldüğü üzere sadece 3194 sayılı imar kanununda getirilen kurallarla mesleki sorumluluğumuzu açıklamak mümkün olmamaktadır. Uygulama yaparken toplum hayatını düzenleyen diğer kanuni sorumluluklarımızı da bilmemiz gerekmektedir.
Ayrıca şuandaki yasaların verdiği sorumluluklar bugün için geçerli olup iler ki yıllarda tekniğin gelişmesi sonucu veya toplumsal ihtiyaçların değişmesi uluslararası antlaşmalar gereği iç hukuk sistemimizde yapılacak değişiklikleri takip etmemiz gerekmektedir.
8-3621/3830 SAYILI KIYI KANUNU
Deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyılarının sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini koruyarak toplumun yararlanmasına açarak, kamu yararına kullanmak esaslarını tespit eden kanundur
9-3194 SAYILI İMAR KANUNU
Mühendis ve Mimarların mesleklerini icra ederken temel ilgili yasaları 3194 sayılı imar yasasıdır. Bu yasanın birinci bölümünde ki 1-2-3-4-5 maddeleri, genel hükümler ve tarifleri; İkinci bölümünde ki 6-7-8-9-10-11-12-13-14. maddeleri imar planlarının yapımı; Üçüncü bölümde ki 15-16-17-18-19.maddeleri imar planlarına uygun olarak arsa üretilmesi için tevhit, ifraz, terk şartları;
Dördüncü bölümde ki 20-21-22-23-24-25-26-27-28-29-30. ve 31-32-33-34-35-36-37. maddeleri bina ve tesisleri yapımı, ruhsat alma – ruhsatsız yapıya yapılacak işlem gibi hususları; Beşinci bölümde ki 38-39-40-41-42-43-44 maddeleri Halihazır harita ve İmar Planlarının hangi meslek mensupları tarafından yapılabileceğini, yıkılacak yapıları, umumun sağlığının korunmasını ve ceza hükümlerini, 45. madde mücavir alan sınırlarının tespitinin nasıl yapılacağını;
Altıncı bölümde ki 46-47-48. maddeler 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu ile ilgili hükümleri, yapıların bölgeler içerisindeki yapılanma koşullarını; Yedinci bölüm de geçici madde olarak 1-2-3-4-5-6-7 ve 8. maddeleri ihtiva eder.
49.madde İmar Yasasının yürürlüğe girme süresini belirler. 50.maddesi imar kanunun hükümlerinin Bakanlar Kurulu tarafından yürütüldüğünü belirlemektedir.
3194 sayılı imar yasasının birinci bölümü genel hükümler başlığında toplanan maddeler tüm meslek mensuplarını, ikinci bölümdeki maddeler daha ziyade Mimar ve Şehir Plancılarını, üçüncü bölümdeki maddeler Harita Mühendisleri, Mimar ve Şehir Plancılarını, dördüncü bölüm tüm mimar ve mühendisleri, beşinci bölüm tüm meslek mensuplarını ve gayrimenkul sahiplerini kapsar.
Buna göre herhangi bir yapının inşaatına başlanılabilmesi için öncelikle;


İMAR PLANLARI : 3194 sayılı yasanın 8. Maddesindeki sıralamaya göre imar planlarının yapılmış olması gerekiyor.
PROJE: İmar planlarında belirtilen şartlara, sağlamlığa, estetiğe, fen ve sağlık şartlarına, çevresel değerlere, ulusal ve uluslar arası teknik, hukuki kural ve kriterlerine uyularak yapılan tasarıya proje denir.
RUHSAT : Hukuksal ve teknik kriterlere göre hazırlanan projenin uygulanması için yapılacak her türlü çalışmaya İnşaat, inşaat yapmak için imar kanunun 21-26. maddelerde belirtilen, yetkili kurumlardan alına izne İnşaat Ruhsatı denir.
YAPI KULLANMA İZNİ : İmar kanunu 30. Maddesine göre ruhsat ve eklerine uygun olarak tamamlanan yapının kullanılabilirliğinin fen ve sağlık kurallarına göre tetkik edilip verilen izne Yapı Kullanma izni denir.
Nasıl ki yasal düzenlemelerde makro düzeyden mikro düzeye doğru açılım sağlanmışsa planlamada da aynı disiplin getirilmiştir. Buna göre;
İmar Kanunun 8.maddesinde belirtildiği üzere;
  
Uygulama planı, Nazım plana,
Nazım plan, Çevre Düzeni planına,
Çevre düzeni planı, Bölge Planına aykırı olmaması gerekir.

BÖLGE PLANI :
Bölge Planları, ülke düzeyinde veya bölgeler bazında ( İç Anadolu Bölgesi, Karadeniz Bölgesi gibi ), Kalkınma Planlarına da uyulmak suretiyle, Ulusal ve Uluslar arası Antlaşmalar; hukuki ve ticari ilişkiler ve ülke geleceğini belirleyecek Tarım, Orman, Sanayi, Turizm ve Yerleşim Alanları gibi fonksiyonların dağılımı ile birlikte nüfusun ekonomik ve sosyal yapısını güçlendirecek ve gereksinimlerini makro düzeyde hedefler koyarak belirleyen planlardır. Bölge planları, ölçek olarak 1/100.000 ve üzerinde olan ve Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanıp Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce onaylanması gereken planlardır.
Bu planların hazırlanma sürecinde, planlanacak bölgenin yakın çevresindeki diğer bölgelerle bir bütünlük içerisinde ele alınması ve değerlendirilmesi için;
Kalkınma Planındaki öneriler
Yönetim yapısı, idari bölünüşler
Orman Alanları
Tarım Alanları
Jeolojik-jeoteknik ve Afete Maruz Alanlar
Askeri Alanlar
Maden Kaynakları
Turizm Alanları
Doğal Sit Alanları
Arkeolojik Alanlar
Tarihi Sit- Tabii Sit Alanları
Ulaşım Planlaması
Yerleşim Alanlarının Yön ve Büyüklükleri ve birbirleriyle olan ilişkileri
Nüfus Planlaması


Bunların hepsi bir bütünlük içerisinde ele alınarak bilimsel yöntemlere dayalı, yeterli kapsamda araştırmalar yapılıp ilgili kamu ve kuruluşlarının görüşleri alınır.
Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanarak tasdik edilen Bölge Planları Bakanlıklar ve Valiliklere gönderilir. Bundan sonra yapılacak olan Çevre Düzeni Nazım İmar Planının hazırlanmasına yön verecek bir plan olup, ölçeği bölgenin özelliğine göre 1/100.000 veya üzerinde olabilir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR
•İMAR HUKUKU VE UYGULAMALARI(Ders Not)İNŞ. MÜH. REŞAT AKÇAY


YÜKSEKTE ÇALIŞMA TALİMATI


YÜKSEKTE ÇALIŞMA TALİMATI


  …………………………………. ŞANTİYESİ
  
1.Düşmelerin önlenmesi için her türlü çalışma zemini temiz ve engelsiz olarak bulundurulacaktır.
2.Çalışma zemininde, geçişi engelleyen malzeme ve malzeme artığı bulundurulmayacaktır.  Yağlı maddelerin zemin üzerine dökülerek zemini kaygan hale getirmesine izin verilmeyecektir. 3.Aşağısında 3 metreden daha fazla bir boşluk bulunan veya yüksekte bulunan çalışma yerlerinde çalışan işçileri düşmeden korumak için korkuluk, çalışma platformundaki malzemelerin düşmemesi için etek tahtaları yapılacak, ayrıca işçilere emniyet kemeri taktırılacak, kemerlerin kancaları tercihen bel hizasından yukarıda sağlam bir yere takılacaktır.
4.Emniyet kemeri ve diğer önlemlerin alınamadığı ve işçilerin diz çökerek veya çömelerek çalışma zorunda oldukları çatı kenarlarına ara korkuluklar yapılacaktır.
5.Düşme veya kayma tehlikesi bulunan yerlerde çalışanlarla, kiremit döşeyicileri, oluk ve her türlü dış boya işleri yapanlar ve kuyu, kanalizasyon, galeri ve benzeri derinliklerde çalışanlar düşme tutucu aparatları bulunan halata bağlı paraşüt tipi emniyet kemeri takacaklardır.
 6.Çatı üzerindeki yoğun çalışma sırasında, yuvarlanan veya kayan işçilerin düşmesini engellemek için korkuluk ve etek tahtaları çakılacaktır.
7.İşçilerin emniyet kemerinin kancalarını takacakları yerler, çalışılan yere uygun bir şekilde gerçekleştirilecektir. Çatının veya binanın yatay kirişlerinde yapılan çalışmalarda, belli sağlam dikmeler arasına yatay can halatları gerilecektir. İşçiler emniyet kemerlerinin kancalarını bu halatlara geçirecek ve hat boyunca emniyetli olarak yürüyebileceklerdir.
8.Çatılarda ve eğik yüzeylerde yapılan işlerde kullanılan yapı iskelelerine 1m yüksekliğinde korkuluk yapılacaktır. Bu korkuluklar aynı zamanda, dengesini yitiren bir işçinin düşmesine engel olacak sağlamlıkta olacaktır.
9.Her türlü asma iskele ve sepetlerde yapılan çalışmalarda, çalışan her bir işçi için ayrı birer kendir can halatı yukarıda sağlam yerlere takılarak aşağıya sarkıtılacak ve altlarına uygun bir ağırlık takılacaktır.
10.İşçiler, bellerindeki emniyet kemerlerinin kancalarını bu can halatları üzerinde bulunan emniyet kilitlerine veya halat kavrama teçhizatlarına, eğer bunlar yoksa halat üzerindeki belli aralıklarla yapılan halat gözlerine takacaklardır.
11.Emniyet kemerlerinin kullanılamayacağı veya korkuluklu çalışma platformu yahut iskele bulunmayan ve 3m’den yüksek olan yerlerde güvenlik ağı yerleştirilmeden işçi çalıştırılmayacaktır.
12.Emniyet kemerleri ve müştemilatı, can halatları, emniyet kilitleri ve halat kavrama aparatları her çalışmaya başlamadan önce iyice kontrol edilecek, en ufak bir arıza ve bozukluk halinde kullanılmayacak ve yenileri ile değiştirilecektir.
13.Yüksek kodlarda bulunan çalışma yerlerinde, bir yerden bir yere giderken, emniyetli olmayan kestirme yollardan geçmek, halatlardan kaymak, kolonlara tırmanmak, şaka yapmak ve gayri ciddi çalışmak yasaktır.
14.Yüksek kodlarda bulunan çalışma yerlerine emniyetli bir şekilde çıkış ve inişi sağlayacak yollar veya merdivenler olacaktır. Yüksek iskelelerde de uygun merdivenler bulunacaktır.
15.Tüm iş kazaları ve ucuz atlatmalar, ilgili amire bildirilecektir.

  
YÜRÜTME :
Bu Talimat hükümleri işveren tarafından yürütülür.
YÜRÜRLÜK :
Bu Talimat hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yayım Tarihi: ………………………..
 
İşyeri tarafından hazırlanan ve 2 Sayfadan oluşan " YÜKSEKTE ÇALIŞMA TALİMATI "nı okudum. Bir suretini aldım. Talimatta açıklanan kurallara uyacağımı beyan ve kabul ederim.
   (Tarih: .............................)



  TEBLİĞ EDEN: (İşveren)
TEBELLÜĞ EDEN: (işçi)
Adı Soyadı :
Ünvanı:
Baba Adı:
 İmza:
Doğum Yeri ve Tarihi:
 İmza:

  kaynak:http://www.isguvenligihizmetleri.com/

İSKELE METRAJI NASIL YAPILIR
İSKELE ÇEŞİTLERİ

25 Şubat 2019 Pazartesi

BETONUN PRİZİ NASIL HIZLANDIRILIR


BETONUN PRİZİ NASIL HIZLANDIRILIR ?

Betonun prizini hızlandırmanın en bilindik yöntemi prizi hızlandırıcı katkı maddeleri kullanmaktır. Bunlar betonun prizini hızlandırmanın en bilindik yöntemi prizi hızlandırıcı katkı maddeleri kullanmaktır.  Bunlar betonun taze veya sertleşmiş hâldeki özelliklerini geliştirmek için karıştırma işlemi sırasında betona, çimento kütlesinin % 5’ini geçmemek üzere eklenen malzemelerdir.

Polimer esaslı, soğuk havalarda betonun hızlı priz almasını sağlayan, su/çimento oranını düşürerek, betonun islenebilirliğini arttıran, kolay pompalanabilme özelliği sağlayan, priz hızlandırıcı, su azaltıcı, normal akışkanlaştırıcı, beton katkı katkısıdır. Beton içerisine katıldığı zaman akışkanlaştırıcı etkisi yaparak % 5-12 oranında su azaltır. Çimento hidratasyonunu hızlandırarak priz süresini kısaltır ve ilk basınç mukavemetlerini artırır.

Betonun prizini hızlandırmanın diğer bir yöntemi de Suyun buharlaşmasına yol açmayacak şekilde (70-80°C) doygun buhar banyosu yaptırmaktır. Kür sıcaklığının yükseltildiği ortamlarda nemin uygun oranlarda sağlanması çimento hidratasyonunu, dolayısıyla erken dayanım gelişimini hızlandırmaktadır. Kürleme işleminde beton prizini almadan betonun sıcaklığı artırılmamalıdır. Aksi takdirde taze betonun çekme dayanımı çok düşük olduğu için içerisindeki hava, su ve agrega taze beton ısıtıldığında ısıl genleşmeye maruz kalır ve betonun yapısındaki boşluk miktarı artar. Betonun nihai dayanımının dikkate değer ölçüde azalmaması için erken yaşlardaki kür işlemlerinin 65 C° üzerinde yapılmaması tavsiye edilmektedir. Buhar kürü 40 ila 65 C° sıcaklıklarında uygulanır. Buhar kürünün ısıtılmış hava ile yapıldığı tesislerde betonun yüzeyindeki nemin uzaklaşmasını engellemek amacıyla ürünün üzerine branda gibi kaplayıcı örtüler kullanılmalıdır. Buhar kürü havalandırılmamış bir fosil yakıt ısıtıcısı ile sağlanıyorsa buharın içerisinde bulunan CO2 gazı betondaki serbest CaO ile tepkimeye girerek karbonatlaşmaya neden olur ve betonun yüzeyinde beyaz lekeler oluşur. Bu yüzden tesiste kullanılacak ısıtıcı seçimine dikkat edilmelidir.


Tabii ki priz hızlandırıcı kullanımı gerektiren hallerin yanında priz yavaşlatıcı malzemelerin de kullanılması gereken haller olabilir.



 BETON PRİZİNİ NE KADAR SÜREDE ALIR  ?

Priz (freeze) betonun katılaşmaya başlaması anlamında kullanılır. Beton ne kadar hızlı katılaşırsa, dayanıklılığı o kadar artar. Bu yüzden beton dökme işinin, bahar ve yaz aylarında yapılması önerilmektedir. Normal Portland çimentolarında prizin, 1 saatten önce başlamaması ve 10 saatten önce tamamlanması istenmektedir.

Çimentoların priz süresi vicat iğnesi ile saptanmaktadır. Bunun içinde; özel hazırlanmış normal kıvamdaki standart çimento hamuru, standart bir kap içine (Vicat halkası) düzgün bir şekilde yerleştirilmektedir. Daha sonra Vicat iğnesi denilen standart bir iğne kendi a ne kendi ağırlığı ile belirli yükseklikten üzerine düşürülür. Batma miktarları ölçülmektedir. 

ÇİMENTO DENEYLERİ


ÇİMENTOLARIN ÖZGÜL AĞIRLIĞI NASIL ÖLÇÜLÜR


Çimentonun özgül ağırlığı, Altı şişkin (balon biçiminde) üstü mezura şeklinde ölçümlendirilmiş, saydam cam veya sert plastikten yapılmış Le Chatelier Balonu adı verilen özel bir cam kap içinde yapılır. Terebentin veya gaz yağı kullanılarak çimento ve başka ince kum ve tozların yoğunluğunu tayin edebilecek ve deney esnasında çimento, terebentin, gaz yağı ile reaksiyona girmeyecek nitelikte olmalıdır. Çimentoların özgül ağırlığı tiplerine göre değişir.Normal portland çimentosunun özgül ağırlığı 3.10-3.15 civarında, katkılı (traslı ve cüruflu) çimentolarda ise 2.90 civarındadır.

Numuneler aşağıdaki özelliklerde olmalıdır. 
 Numune alma metotlarına (Silolardan, torbalı çimentoların stoklarından ve silo baslardan) uygun olarak alınan numuneler, homojen hâle getirildikten sonra laboratuvar numunesi, resmî şahit numune sayısına, numune bölücüsü kullanılarak veya dörtlenerek uygun miktarda alınmış olmalıdır. 
 Alınan numuneler uygun şartlarda muhafaza edilmelidir.

Numunenin Deneye Hazırlanması 
Alınan numune, yapılacak deneyin (çimentolarda özgül ağırlık tayini) 2 defa yapılmasına yetecek miktarda alınmalı ve uygun şartlarda muhafaza edilmelidir. Uygun şartlarda muhafaza edilen numuneler, deney yapılacak alanda hazır bulundurulmalıdır. Numune miktarlarının tartılmasında gerekli hassasiyet gösterilmelidir

Deneyde kullanılacak aletler:
 Le Chatelier balonu 
 Piknometre 
 Terazi 
 Termometre 
 Spatula


ÇİMENTOLARIN DANE BÜYÜKLÜĞÜ NASIL ÖLÇÜLÜR

Çimentonun inceliği ise elek analizi ile ölçülebilir. Bunun için 100 gr çimento kullanılır ve 

Deneyde kullanılacak aletler: 
 Elekler ( 90 ve 200 mikronluk) 
 Numune toplama kabı 
 Terazi  Etüv (Fırın) 
 Elek sarsma makinesi 
 Desikatör

Numunenin Deneye Hazırlanması 
Alınacak numunenin tüm çimentoyu temsil etmesi için TS 23 EN 196-7’ye (çimentodan numune alınması ve hazırlaması metotları) göre hazırlanmış numune kaplarından yaklaşık 150-200 gram çimento bir kaba alınır ve bir çubukla (şekil10) karıştırılarak veya çimento ezme makinesinden geçirilerek topaklar tamamen ezilir. Deney için kullanılacak çimento miktarı (kurutma işleminden sonra)100 gramdır

Numunenin Kurutulması 
Isıya dayanıklı bir kap içine alınan 150-200 gram çimento ısısı 105±5 ºC ayarlanmış etüv fırınında yaklaşık iki saat kurutulur. Etüvden çıkartılan numune, soğuması için desikatör cihazı içinde yaklaşık 30 dakika bekletilir

Numunenin 90 Mikronluk Elek Üstünde Kalan Ağırlığının Bulunması 
Kurutulan numuneden 100 gram çimento 1 mg hassasiyetteki terazide tartıldıktan (Resim 2.8) sonra altına toplama kabı (tavası) bulunan 90 mikronluk eleğe boşaltılır. Eleğin içindeki çimento 25 dakika boyunca ve dakikada yaklaşık 125 hareket yapmak suretiyle sağa sola sallanarak elenir 
Her 25 harekete bir elek yatay kalmak şartıyla 90 º çevrilir ve sert bir yere eleğin altı 5 kez vurulur. Her on dakikalık elemeden sonra eleğin altı ince bir kıl fırça ile toplama kabı içine fırçalanarak gözlerin dolması önlenilir. 25 dakikalık elemeden sonra elek, toplama kabından ve kapağından çıkarılır, yan tarafa doğru eğilerek içindeki çimentolar bir köşeye toplanır (Resim 2.10) ve darası bilinen bir kaba alınarak tartılır
Tartılan çimento tekrar aynı eleğe alınarak 5 dakika daha elenir ve yeniden tartılır. Her iki tartım arasındaki fark 0,1 gram daha az oluncaya kadar elemeye devem edilir. Kalan çimento tartılır ve kaydedilir (m1).

Numunenin 200 Mikronluk Elek Üstünde Kalan Ağırlığının Bulunması 
Göz açıklığı 90 mikron elek üstü kalıntısı (m1) göz açıklığı 200 mikron olan eleğe konur. Eleğin altı fırçalanmadan ve vurulmadan 5 dakika elenir. Elek üstünde kalanlar tartılır ve kontrol için 1 dakika daha elenir. İki tartım arasındaki fark 0,05 gram oluncaya kadar bu işleme devam ettirilir. Elek üstü kalıntısı tartılıp kaydedilir (m2).

2.6. Elek Üstünde Kalan Ağırlıkların, Numune Ağırlığına Oranının Bulunması 
Eleme işlemi bittikten ve elek üstünde kalan kalıntılar tartıldıktan sonra elekler üstü oranlar (%) şu şekilde bulunur. 

90 mikroluk elek üstü % si =  m1 / 100 m 2 

200 mikroluk elek üstü % si = m2 / 100 

Özelikle çimento fabrikaları gibi kısa zamanda çok sayıda numunenin analizinin istendiği yerlerde eleme işi sarsma makineleriyle yapılmaktadır. 
Elle elemede olduğu gibi deney numunesi çimento hazırlanıp tartılır. Tartılan numune göz açıklığı; 200 mikron olan elek üste göz açıklığı, 90 mikron olan elek onun altında ve en altta da toplama kabı (tavası) olmak üzere sıralanmış elek dizisinin üzerine konur ve kapak kapatılır 

Bu şekilde elek dizisi sarsma makinesine bağlanır ve 15 dakika süre ile elenir . Eleme sonunda göz açıklığı 200 mikron olan eleğin üstündeki kalıntı tartılır ve kaydedilir (m2). Göz açıklığı 90 mikron olan elek üstünde kalan, aynı şekilde tartılır. Kalıntı tekrar aynı eleğe konularak elle 5 dakika elenerek yeniden tartılır. Her iki tartım arasındaki fark 0,1 gramdan az olana kadar elle elemeye devam edilir. Bu şart sağlanınca elekte kalan kalıntı tartılır (m1). Burada göz açıklığı 90 mikron olan elek üstü toplam kalıntısı m = m1+m2 olarak bulunur.

Oranların Standart Değerlerle Karşılaştırılması 

Elek üstü kalıntı miktarı aşağıdaki gibi olmalıdır. 
200 mikronluk eleğin üstünde en fazla numunenin % 1’ini geçmemelidir. 
90 mikronluk eleğin üstünde en fazla numunenin % 14’ünü geçmemelidir



ÇİMENTOLARIN ÖZGÜL ALANI NASIL BULUNUR

Çimentoların özgül yüzeyi yani özgül alanı 1 gr çimento içinde bulunan tanelerin cm2 cinsinden yüzey alanıdır (cm2/gr). Blaine aleti ile ölçülür. Çimento danelerinin küçüklüğü arttıkça özgül yüzey alanı artar. Daneler büyüdükçe özgül yüzey alanı küçülür.



ÇİMENTOLARIN PRİZ SÜRELERİ NASIL BULUNUR

Çimentoda priz başlama ve bitiş sürelerinin tespitinin yapılması, priz başlangıç zamanı beton dökümü için önemli bir zamandır. Betonun su ile karılıp yerine yerleştirilmesine kadar geçen zaman önemli bir zaman olup, genellikle en az 55-60 dk prize başlamamalıdır. Bu zaman sonrasında prize başlamalı ve 10 saatte tamamlanmalıdır. Bazı özel çimentolar için bu zamanlar değişebilir. 

Deneyde kullanılacak aletler: 
* Spatula 
*12X12 cm.’lik cam levha 
* 0,1 gr. duyarlıkta terazi 
*Vikat aleti 
*İnce yağ

Deneyin Yapılışı: 
a. Çimento hamuru 300 gr çimento ve % 30 kadar su miktarı ile hazırlanır veya normal kıvamda bulunan su miktarı direkt kullanılır. 
b. Priz sürelerinin tayini deneyi 20°C±2°C sıcaklıkta ve nispi nemi %50-%60 olan bir oda içinde yapılmalıdır. 
c. Vikat aletine iğnesi takılır. Vikat iğnesi cam levhaya değdiği anda sıfırı gösterecek şekilde ayarlanır. 
d. Vikat halkası ve cam levha ince yağ ile yağlanır. 
e. 0,1 gr. duyarlı terazide 30 gr. çimento tartılır ve cam levha üzerine dökülür. 
f. Çimento kütlesinin %25-%30’u kadar su, çimentonun ortasına açılan çukura dökülür ve spatula ile karıştırılır. 
g. Hamurun yoğrulmasına suyun katılmasından itibaren 3 dk. devam edilir. 
h. Bu süre sonunda en geç 1 dk. içerisinde yağlanmış olan vikat halkası içine yerleştirilir. 
i. Deney süresince vikat halkası asla sarsılmamalıdır. 
j. Vikat iğnesi halka içerisindeki hamurun üst yüzüne değecek kadar indirilir ve yan taraftaki vida ile sıkıştırılır. 
k. 55 dk. bekledikten sonra, vida gevşetilerek iğnenin hamur içine serbest olarak girmesi sağlanır. 
l. Başlangıçta hamur yumuşak olduğundan vida hafifçe gevşetilmeli ve iğnenin birden düşmesi önlenmelidir.  
m. Priz başlangıç süresinin tespiti için 55 dk. Sonra, iğne her 5 dk. da bir hamura batırılmalıdır. 
n. İğne bir defa batırılan yere tekrar batırılmamalı ve her batırılışından sonra bir bez veya süzgeç kağıdı ile silinmelidir. 
o. Priz sonu yaklaşık on saat olduğuna göre priz başlangıcından sonra ilk 8 saat batırma işlemi durdurulabilir. 8 saatten sonra her 15 dk. da bir batırmaya devam edilir. 
p. İğnenin aynı numuneye batırılma işlemi, iğnenin pastaya batırıldığı noktalar arasındaki veya kalıp kenarından en az 10 mm mesafe olacak şekilde ve 10 dakikalık uygun zaman aralıklarıyla tekrarlanır. İğne her seferinde hamurun değişik alanlarına batırılmalıdır




20 Şubat 2019 Çarşamba

KANALİZASYON PROJELERİ NASIL OKUNUR

KANALİZASYON PROJESİ OKUMA


Bir kanalizasyon projesi imar planı, halihazır plan veya kadastrol plan gibi altlıklar üzerinde, imar planında yol olarak belirlenen veya kadastrol boşluklardan geçecek şekilde tasarlanır. Kanalizasyon projesi paftalarında altlık bilgileri ile şebeke-taşıyıcı-toplayıcı hatlarının yanı sıra terfi merkezleri, basınçlı terfi hatları, ve bu hatlara ait tahliye, vantuz yapıları gösterilmektedir. Hidrolik profiller ise ayrıca paftalanır.

Uygulanacak bir kanalizasyon projesinde projeyi bütünüyle incelemenin yanı sıra her iki baca arasında bulunan bilgilerin ne işe yaradıkları bilinmelidir. 2 muayene baca arasında şu bilgiler bulunmaktadır.


Zemin Kotu: Baca numaralarının yazıldığı dairenin üzerinde parantez içinde belirtilir. Proje inşaatı yapıldıktan sonra hakediş ferşiyat ataşmanlarına ve sayısal işletme planında ise muayene baca kapağı üzerinden alınacak kotlar işenir. bu şekilde projede belirtilen zemin kotlarının yerini ataşman ve işletme planlarında kapak kotları almış olur.
Boru Akar Kotu: Kanalizasyon projesi modellenirken cazibeli iletimin sağlanması için her baca arası kanalizasyon hattı için farklı eğimlerde olabilen kotlardır.
Boru Çapı: İller Bankası Standartlarında yapılan kanalizasyon şebekelerinde min Ø200 mm çap olmak üzere Ø200, Ø300, Ø400, Ø500, Ø600, Ø800, Ø1000,... diye devam eden ve genellikle 200mm aralıklarla artarak büyüyen çaplar kullanılmaktadır. ancak 06.01.2017 tarih ve 29940 sayılı Resmi Gazetenin "KANALİZASYON SİSTEMLERİNİN ETÜT, PLANLAMA VE PROJELENDİRİLMESİNE İLİŞKİN TEKNİK ESASLAR" adlı Ek:1 de minumum kanalizasyon şebeke çapı Ø300 olarak belirlenmiştir. ayrıca parsel baca bağlantılarında da genellikle Ø150 ve Ø200 mm çaplar kullanılmaktadır.
Hat Eğimi: "KANALİZASYON SİSTEMLERİNİN ETÜT, PLANLAMA VE PROJELENDİRİLMESİNE İLİŞKİN TEKNİK ESASLAR" adlı Ek:1 de aşağıdaki listede çaplar için önerilen derinlikler verilmektedir.
Bağlantı kanalları (φ300) için 1:300 ile 1:15 arasında
Tali kanallar (φ350 – φ600) için 1:500 ile 1:25 arasında ,
 Ana kanallar (φ650 – φ1000) için 1:1000 ile 1:50 arasında ve
Ana kolektörler (> φ1000) için 1:3000 ile 1:75 arasında 
Hat eğimi projelendirme safhasında dikkate alınmazsa minumumun altında kalan hatlarda askıdaki katı madde birikip tıkanmalara, maksimumun üstünde kalan hatlarda ise kanalizasyon hatlarında aşınmaya neden olmaktadır.

Hat Uzunluğu: Kanalizasyon sistemlerinde hat uzunlukları 2 muayene bacası arası mesafedir. Buna göre 2 muayene bacası arası olması gereken mesafeyi belirleyen çeşitli faktörler bulunmaktadır. 1. olarak tıkalı hatlara muayene ve bakım yapılmasını sağlayacak maksimum mesafedir. "KANALİZASYON SİSTEMLERİNİN ETÜT, PLANLAMA VE PROJELENDİRİLMESİNE İLİŞKİN TEKNİK ESASLAR" adlı Ek:1 de Ø1200 mm nin altındaki çaplı borularda 50-70 m arası, Ø1200 mm den büyük açplı borularda 70-100 m arasında olmalıdır. ancak atıksu toplama sistemlerinde dirsek boru kullanılamayacağı ve boru hatlarının doğrusal olması gerektiğinden, sokakların kavşak yerleri ile kanalların yön ve eğim değiştirdikleri noktalarda muayene bacası kurulacağından söz konusu hat uzunlukları daha da azalabilir. Bununla birlikte bakım amacıyla içine girilebilecek büyüklükte çapa sahip boru sistemlerinde hat uzunlukları daha da uzun olabilir.
Baca Numaraları: Uygulama projesinde bacalar numaralandırılırken ardışık numaraların kullanılması önerilmektedir.
Arazi Numaraları:Ön projede kullanılır. ön proje hazırlandıktan sonra harita grubunun kanalizasyon güzergahında kullandığı baca numaralarıdır. bu numaralar arazide muayene bacası yerine denk gelen kısımlarda binalara, elektrik direklerine, duvarlara bu numaralar yazılır ve proje tatbik edilmeden önce güzergah incelemelerinde yardımı dokunur.
1. Kademe Hatlar: Yerleşimin ve ana ihtiyacın bulunduğu bölgelerde kullanılır.
2. Kademe Hatlar: İmar planı kapsamında olan ancak heniz yerleşimin olmadığı bölgelerde kullanılır.
Açılmamış Güzergahlar: Zorunlu güzergahlar olarak da adlandırılırlar. atıksu arıtma tesisine veya terfi merkezine akacak hatlar ile mevcut mecralara entegre edilecek 1. kademe hatların imar planında açılmamış bir yol güzergahından geçirilmek zorunda kalındığı durumlar olabilir ve uygulamacı bunu düz çizgili çift oklu hatlar olarak gösterilirler.
Araştıma Çukurları (AÇ): Bu işaretlerin bulunduğu lokasyonda proje aşamasında hattın geçeceği tahmini derinlik kadar bir araştırma çukuru açılır ve zemin logları gözlemlenir. Zemin etüt raporu veya jeoteknik raporlarda numaralandırılan bu araştırma çukuru loglarında zemin formasyonları gösterilmektedir.
Sondaj Numaraları:
RS Noktaları (Röper Noktaları):
Terfi İstasyonları (TM):
Terfi Hattı:
Uç Debiler:
Şütlü Bacalar:
Mevcut Hatlar:
Başlangıç Bacaları:
Askıda Dere Geçişi:
Beton Gömlek İçerisinde Dere Tabanından Geçiş:



bir kanalizasyon projesine başlanmadan önce proje iyice incelenmelidir. projenin lejantında bulunan notasyonlar iyice okunmalı ve projenin hangi kısımlarının inşa edileceği tespit edilmelidir. Eğer ihale dokümanında mahal listesi yok ve 1. kademe hatların yapılması işaret edilmişse zaten   1. kademe hatlar açıkça belirtilmiştir. Ancak ihale dokümanında 1. kademe ve 2. kademe hatlar karışık olarak verilmiş veya 2. kademe hatların yapımı ile 1. kademe mevcut hatlara entegre edilmesi bulunuyor olabilir. Söz konusu bu hatların belirlenmesi ile ilgili proje lejantındaki notasyonlar aşağıda bulunmaktadır.




Projenin uygulanması esnasında projede belirtilen RS noktalarından faydalanılarak çalışma yapılacak bölgelere nivelman yapılıp kot taşınır.  Kazıya başlanmadan önce muayene baca  koordinatları ile yol sınırları aplike edilir ve mevcut yolun imar üzerindeki yol ile örtüştüğüp örtüşmediği tespit edilir. Ayrıca kanalizasyon güzergahında muayene baca noktalarının kotları okunarak projede belirtilen zemin kotları ile uyuşup uyuşmadığı kontrol edilmelidir. Bahsettiğimiz bu hususlarda herhangi bir problem olmadığı anlaşıldığında projede belirtilen akar kotlarına uyulacak şekilde kazıya başlanabilir.

Bir kanalizasyon inşaatına başlarken en önemli hususlardan bir tanesi de deşarj noktasınından başlayarak cazibeli akışa ters istikameti yönünde inşaatı gerçekleştirmek. bu hususa dikkat edilmesi projede atlanmış kapalı ve girilemeyen güzergahların bulunması sebebiyle kanalizasyon sisteminde kesiklikler yaşanmasını önleyecektir. işe başlanacak deşarj noktaları, hattın atıksu arıtma tesisine veya terfi merkezine bağlandığı noktalar ve entegre edilecek önceden yapılmış kanalizasyon tesisine bağlandığı noktalar olabilir.

Diğer tanımlar:

Yük Kayıpları:
Sürtünme Kayıpları
Yersel Kayıplar
Boru Pürüzlüğü
Doluluk Oranları
Kanal Derinlikleri




KANALİZASYON SİSTEMLERİNİN TASARIMI




1- Arazi Çalışmalarının Yapılması
Bir kanalizasyon şebekesi tasarımında şebeke yapılacak bölgenin yol kotlarını belirlemek gereklidir. bu kısımda yoğun bir arazi çalışması yapılması gerekecektir. Burada esas olan imarda yol olarak görülen güzergahların seçilerek abonelerin atıksuyunun şebekeye bağlanmasının sağlanmasıdır. bu sebepten dolayı imar yollarının topoğrafik okuması yapılır, tahmini muayene baca yerlerine arazi numaraları verilerek ortamda kalıcı işaretlemeler yapılır ve işin esnasında kullanılmak üzere sabit boktalara RS kazıkları çakılır.

2- Zemin Etüt Raporunun Hazırlanması
Kanalizasyon kazılarında kullanılmak üzere iksa cinslerinin belirlenmesi ve kazı klaslarının hesaplanması amacıyla araştırma çukurları ve zemin sondajları yapılarak projeye ait zemin etüt raporu hazırlanır. ayrıca iksa haritaları oluşturulur.

3- Proje Raporunun Hazırlanması

proje raporunda öncelikle şebeke yapılcak bölgeye ait coğrafi bilgiler yer almalıdır. daha sonra bölgenin alt yapı durumu ile ilgili bilgiler bulundurulur. ardından bölgenin gelecek nüfusu hespanarak proje debisi hesaplanır. boru çapları ve boru cinsleriyle ilgili genel esaslar belirtilerek proje hakkında merak edilen tüm bilgilerin bulunması hedeflenir.

4- Kanalizasyon Şebeke Planlarının Hazırlanması
Kullanılacak paket bilgisayar programları vasıtasıyla bölgenin arazi kotlarına uyugun şebeke planı ve hidrolik profilleri hazırlanır.

5- Terfi Merkezi İnşaat Projeleri
Gerekmesi halinde kullanılacak olan terfi merkezi projelerii terfi merkezlerine ait basınçlı çalışan terfi hattı plan ve hidrolik profilleri ve yine gerekmesi halinde terfi hattı üzerinde kullanılacak olan vana odası, vantuz odası ve tahliye odası gibi sanat yapılarının inşaat projeleri hazırlanır.

6- Terfi Merkezi Mekanik Projeleri
Tasarlanan terfi merkezlerine ait pompa, ızgara, vinç, tesisat gibi mekanik planların hazırlanması.

7-Terfi Merkezi Elektrik Projeleri
Tasarlanan terfi merkezlerine ait iç tesisat planı, enerji nakil hattı planı, trafo, jeneratör ve pano planlarının hazırlanması

8- Keşif ve Metrajların hazırlanması
söz konusu projeye ait metrajlar hazırlanarak projenin inşaat bütçesi belirlenir.



bu esaslar dışında kanalizasyon projesi nasıl yapılır, şebeke, taşıyıcı ve toplayıcı hatları nasıl tasarlanır, cazibeli ve basınçlı hatları nasıl projelendirilir gibi soruların yanıtlarını aşağıda vereceğim linke tıklayarak Prof. Dr. Ahmet GÜNAY' ın yayınlarına ulaşarak erişebirsiniz.

AKIŞKANLARDA SIKIŞABİLİRLİK (Hacimsel Elastiklik Modülü)

Akışkana basınç uyguladığında hacmi küçülür, basınç kaldırıldığında genleşir. Bir akışkanın sıkışabilirliği uygulanan basınç değişimiyle uğradığı deformasyon miktarıyla ilişkilidir. Özetle akışkanın basınç altında uğradığı deformasyona basınç denir. Sıkışabilirlik K ile gösterilir.

−𝑑𝑉/𝑉 = 𝑑𝑝/𝐾

dV: Akışkan hacmindeki değişim 
V: Akışkanın orijinal hacmi 
dp : Basınç değişimi

𝑑𝑉/𝑉 Pozitif basınç değişimi altında hacimde azalma olacağı için negatiftir.


Aynı zamanda dρ/ρ = 𝑑𝑝/𝐾 dır. 
ρ : Özgül kütle

Suyun sıkıştırılabilirlik veya hacimsel elastiklik modülü 2.2 x 109 N/m2 dir. 1x106 N/m2 lık bir basınç suyun hacminde % 0.05 ‘ lik bir değişime neden olur; bu nedenle pratikte su sıkışmaz kabul edilir; dolayısıyla (K çok büyük ) suyun özgül kütlesi sabit kabul edilir. Yani

dρ = 0 (p = Sabit)

İdeal gazın hacimsel elastiklik modülü basınçla orantılıdır.

İzotermal hal için

𝑑𝑝/𝑑𝜌 = R * T → K = 𝜌*𝑑𝑝/𝑑𝜌 = 𝜌*R*T = p

O halde izotermal koşulda sıkışabilirlik mutlak basınca eşittir.

Adiyabatik hal için ise
K = k*p dir. Burada k özgül ısı katsayısıdır.

18 Şubat 2019 Pazartesi

Debi Birimlerini Dönüştürme



Dönüşüm Faktörleri Uluslararası Sistem (SI)

Çevrilecek Debi
Dönüştürme Birimi





1 m³/s

metreküp
/ saniye
santimetreküp / saniye
1000000 cm³/s
ayakküp / saat
127132.811835 cfh
ayakküp / dakika
2118.88199311 cfm
ayakküp / saniye
35.3147248276 cfs
galon /dakika (USA)
15852.047 gpm (US)
inçküp / saniye
61023.744094 in³/s
litre / saat
3600000 L/h
litre / dakika
60000 L/min
Litre / saniye
1000 L/s
metreküp / saat
3600 m³/h
metreküp / dakika
60 m³/min
Yardaküp / saat
4708.60780593 yd³/h
yardaküp / dakika
78.4769753655 yd³/min
yardaküp / saniye
1.30795954836 yd³/s


cfm : Ayakküp bölü dakika (cubic feet per minute)
cfh :  Ayakküp bölü saat (cubic feet per hour)
cfs : Ayakküp bölü saniye (cubic feet per second)
cl : Santilitreye
cm : Santimetre
ft : Ayak (feet)
gal : Galon
gpm : Galon per minute  (Galon bölü dakika)
h :  Saat
in :  Inç (inches)
l : Litreye
m : Metre
min :  Dakika
mm : Milimetre
s : Saniye
Yd : Yarda

aşağıdaki linke tıklayarak “Çevrimiçi Birim Dönüştürücü” ye bağlanabilirsiniz.