14 Haziran 2019 Cuma

UYGULAMADAKİ BETON PARKE TAŞLARININ MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ


Uygulamadakİ Beton Parke Taşlarının Mühendİslİk Özellİklerİnİn İncelenmesİ

Turgut KAYA*, Cenk KARAKURT
İnşaat Bölümü, Mühendislik Fakültesi, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Bilecik, TÜRKİYE
* Sorumlu yazarın e-posta adresi: turgut.kaya@bilecik.edu.tr

 ÖZET
Beton kilitli parke taşları, son zamanlarda oldukça yaygın kullanılmaktadır. Özellikle şehir içi yol ve kaldırımlarda, araç park alanlarında, ticari merkezlerde, fabrika çevreleri ve benzeri yerlerde yoğun çalışmalara maruz kalan bölgelerde görülmektedir. Beton kilitli parke taşlarının özellikle standartta belirtilen minimum dayanımının üstünde olması gerekmektedir.
Bu çalışmada, 5 farklı kullanım alanından ve her alan için 12 adet olmak üzere toplamda 60 adet beton kilitli parke taşı temin edilmiştir. Temin edilen numunelerin TS 2824 EN1338 standardına uygun su emme ve dayanım özellikleri incelenmiştir. Numunelerden elde edilen sonuçlar standartta belirtilen sınır değerlerle karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak bütün guruplarda su emme yüzdeleri standartta belirtilen sınır değerin altında olduğu görülmüştür. Dayanım değerlerinde ise gurup ortalama değerleri standarttın altında fakat yakın değerler elde edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Beton, Parke taşı, Su emme, Yarmada çekme dayanımı.
Investigation of the Engineering Properties of Implementation Concrete Paving Stones
ABSTRACT
Nowadays the concrete paving stones are widely used in practice. This material can be seen on especially high volume working places such as urban roads, pavements, car parking areas, business centers, factory areas and etc. The paving stones strength value should be higher than the minimum strength as defined in the codes.
In this study, 60 paving stones are supplied from 5 different utilization area with 12 specimen for each area. The water absorbtion and strength tests were carried out in accordance with TS 2824 EN 1338 code on these supplied specimens. The results of the specimens are compared with the boundary values defined in code. As a result it was seen that all the water absorbtion ratios are lower than the limit value. The average strength values are lower but smilar with the minimum strength of the code.
Keywords: Concrete, Paving stone, Water absorbtion, Splitting tensile strength
I. GİRİŞ
PARKE yol uygulaması Romalılardan beri kullanıla gelmiş bir üst yapı tipidir. Taş parke kaplama uygulaması, dayanıklılık, temiz ve tekerlek yuvarlanmasına elverişli bir yüzey oluşturma yönleri açısından avantajlı olduğu görünmektedir [1]. Zamanla estetiğin ön plana çıkması sonucunda, belirli bir işçilik isteyen düzgün boyutlu doğal taş malzemeli parke taşları kullanılmaya başlamıştır. Ancak doğal kaynaklardan sağlanan taş parkelerinin üretimi, ekonomikliği ve kalitesi tartışılır hale gelmesi, beton parke taşları gündeme gelmiştir. Bundan dolayı hızlı ve dayanıklı betonarme parke taş imalatları ön plana çıkmaktadır [2].
Beton yapı malzemeleri günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Taşıyıcı elemanların inşasından kaplama elemanlarının üretimine kadar birçok farklı amaç doğrultusunda, farklı karışım oranlarında üretilmekte ve yapılarda kullanılmaktadır. Parke taşları, özellikle kentleşmenin gelişmesiyle ağır taşıt trafiğinin bulunmadığı yollarda ulaşım ve peyzaj amaçlı olarak kullanımı her geçen gün artan doğal veya yapay olarak elde edilen zemin kaplama malzemesidir [3]. Beton parke taşlarının mekanik ve fiziksel özelliklerinin araştırılması ile ilgili birçok bilimsel çalışma mevcuttur. Bu çalışmalardan bazıları aşağıda verilmiştir.
Atık mermer tozunun parke taşlarında kullanılmasının araştırıldığı çalışmada; mermer tozu kullanımı ile betonların mekanik ve fiziksel özelliklerinin şahit betona göre yükseltilebilmektedir (basınç dayanımını %32.3, yarmada çekme dayanımını %13.5 ve elastisite modülü değerleri %15.2 arttırılabilmekte, su emme %25.8, aşınma kaybını %8.4 ve donma çözülme sonrası mukavemet kaybını %87.7 azaltılabilmektedir). Üretilen numunelerin ilgili standartta belirtilen şartları sağladığı ve mermer tozunun parke üretiminde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır [4]. Geri dönüştürülmüş agrega ve tuğla atığı ile üretilen parke taşlarında kırılmış tuğla atığının yoğunluk, basınç dayanımı, çekme mukavemeti değerleri azalırken su emme değeri önemli derecede artmakta, bu karışımlara uçucu kül ilavesi ile (%15) basınç dayanımı kaybı ve su emme değerleri azaltılabilmektedir[5]. Kullanılmış döküm kumları ve F tipi uçucu külün (UK) parke taşlarında kullanılabilirliğinin araştırıldığı çalışmada, UK’ün karışımlarda kullanılmasıyla basınç dayanımı (%32’de daha fazla), aşınma direnci ve durabilitenin arttığı, soğuk bölgelerde kullanılmış döküm kumu veya F tipi UK ’ün %25’e kadar kumla yer değiştirilebileceğini belirtmişlerdir [6-7]. Granüle yüksek fırın cürufunun parke ve bordür üretiminde ince agrega olarak kullanılmasının araştırıldığı çalışmada, granüle fırın cürufunun basınç dayanımını bir miktar düşürdüğü ancak donma- çözülme ve aşınma gibi fiziksel özellikleri iyileştirdiği belirtilmiştir [8].Çalışmada %10-20-30-40 oranlarında uçucu kül çimento yerine ikame edilerek parke taşı hazırlanmıştır. Üretilen parke taşlarının standart ve tuzlu su kürü uygulaması yapılmıştır. Kilitli parke taşlarına yarmada çekme, su emme ve aşınma özellikleri incelenmiştir. Sonuçta, tuzlu su küründe, erken yaşlarda, yarmada çekme dayanımını arttırırken, ileriki yaşlarda düşürmüştür. Ayrıca, kilitli parke taşında UK ikame oranı artıkça aşınma kaybı değeri artmakta su emme oranı ise azalmaktadır [9].
Bu çalışmada, beş ayrı noktadan temin edilen uygulamadaki mevcut beton kilitli parke taşlarının su emme ve yarmada çekme dayanımları belirlenmiştir. Ayrıca belirlenen değerler standart sınır değerlerle karşılaştırılmıştır.
II. YÖNTEM
Bu çalışmada, 5 farklı kullanım alanından ve her alan için 12 adet olmak üzere toplamda 60 adet beton kilitli parke taşı temin edilmiştir. Temin edilen numunelerin TS 2824 EN1338 [10] standardına uygun su emme ve dayanım özellikleri incelenmiştir.
Su emme deneyi TS 2824 EN1338 [10] standardına uygun olarak yapılmıştır. Numuneler 72 saat boyunca 20±2 ˚C de suda tutulduktan sonra kuru yüzey doygun haldeki ağırlıkları kaydedilmiştir(M1). Numunelerin kuru ağırlık değerlerinin(M2) tespit edilmesi için hava dolaşımlı 105 ˚C’ de 72 saat tutulup değişmez ağırlığa ulaşan numunelerin kuru ağırlıkları kaydedilmiştir. Su emme yüzdeleri Eş.1 yardımı ile bulunmuştur. Numunelerin kurutulmasında kullanılan etüv Şekil 1’de verilmiştir.

Yarmada çekme deneyi TS 2824 EN 1338 [10] standardına uygun olarak Şekil 2’de verilen 2000 kN kapasiteli beton presi içine yerleştirilen kalıp yardımı ile gerçekleştirilmiştir. Deneyde uygulanan beton parke taşlarının kırılma düzlemi alanı(S) aşağıdaki Eş.2 ve yarmada çekme dayanımı(T), Eş.3 kullanılarak ve parke taşı kalınlığı için düzeltme katsayısı(k) Eş.4 ile hesaplanmıştır.

Burada;
S: Kırılma alanı, mm2
L: Üst ve altında yapılan iki ölçmenin ortalaması olarak kırılma kesitinin uzunluğu
t: Biri ortadan, diğer ikisi kenarlardan yapılan üç ölçmenin ortalaması olarak kırılma düzlemindeki kalınlığı, (mm).
T: Dayanım, MPa
P: Kırılma yükü, N

III. BULGULAR ve TARTIŞMA
Bu çalışmada kullanılan 5 grup parke taşına ait su emme ve yarmada çekme dayanımları aşağıda verilmiştir. Şekil 4. (a)’da verilen1. Gruba ait grafik incelendiğinde; dayanımlarda 3 adet numunenin sınır değerin altında kaldığı görülmektedir. Bu değerlerden sınır değeri karşılama oranları en yüksek ve en düşük değerler sırasıyla 3 ve 6 numaralı numuneden %124 - %77 olarak elde edilmiştir. Su emme değerlerine bakıldığında numunelerin tamamı TS sınır değerinin altında kalmış ve en yüksek emme yüzdesinin en düşük dayanıma sahip 6 numaralı numuneden elde edilmiştir.
Şekil 4. (b)’de verilen 2. Gruba ait grafik incelendiğinde numunelerin tamamında su emme yüzdeleri sınır değerden düşük ve %3.8-%4.9 arasında değerler almıştır. Yarmada çekme dayanımlarında ise 3 adet numune sınır değerin altında kaldığı görülmektedir. TS sınır değeri karşılama oranları en yüksek ve en düşük değerler sırasıyla 10 ve 8 numaralı numuneden %145 - %90 olarak elde edilmiştir.

Şekil 5. (a)’da verilen 3. Gruba ait grafik incelendiğinde, su emme değerleri %2.9 - %5 arasında değerler aldığı ve dayanımlarda numunelerin %25 sınır değerin altında kaldığı görülmektedir. TS sınır değeri karşılama oranları en yüksek ve en düşük değerler sırasıyla 10 ve 4 numaralı numuneden %143 - %76 olarak elde edilmiştir.
4. Grup numunelerine ait Şekil 5. (b)’de verilen grafik incelendiğinde; su emme değerli %2.5 - %4.2 arasında ve TS sınır değerin altında kaldığı görülmektedir. Dayanımlarda ise numunelerin 7 ‘si sınır değere yakın fakat altında kaldığı görülmüştür. TS sınır değeri karşılama oranları en yüksek ve en düşük değerler sırasıyla 7 ve 9 numaralı numuneden %149 - %87 olarak elde edilmiştir.

5. Grup numunelerine ait Şekil 6. (a)’da verilen grafik incelendiğinde; su emme değerli %2.8 - %5.3 arasında ve TS sınır değerin altında kaldığı görülmektedir. Dayanımlarda ise numunelerin 5 tanesi sınır değerin altında kaldığı görülmüştür. TS sınır değeri karşılama oranları en yüksek ve en düşük değerler sırasıyla 5 ve 2 numaralı numuneden %150 - %72 olarak elde edilmiştir.
Beş farklı yerden temin edilen uygulamadaki mevcut beton kilitli parke taşlarının su emme yüzdeleri ve yarmada çekme dayanım ortalamaları Şekil 6. (b)’de verilmiştir. Grafik incelendiğinde su emme yüzdeleri TS sınır değerinin altında kaldığı ve %4.2 - %4.6 arasında değiştiği görülmüştür. Yarmada çekme dayanımların ise önceki grup içerisinde tek sonuç olarak değerlendirildiği için sınır değer 2.8 MPa olarak kullanılıp değerlendirme yapılmıştı fakat gurup ortalamasın da ise TS sınır değeri 3.6 MPa olarak değerlendirilmiştir[10]. Grafik incelendiğinde bütün guruplarda ortalama değerler sınır değerin altında kaldı görülmektedir. Dayanımların TS sınır değeri karşılama oranları en yüksek ve en düşük değerler sırasıyla 2 ve 5 numaralı guruplardan %92 - %78 olarak elde edilmiştir.

IV. SONUÇ
Bu çalışmada, 5 farklı kullanım alanından ve her alan için 12 adet olmak üzere toplamda 60 adet beton kilitli parke taşının su emme ve dayanım özellikleri incelenip aşağıda maddeler halinde verilen sonuçlara ulaşılmıştır.
 Su emme değerleri; bütün numunelerde TS 2824 EN1338/AC’de önerilen sınır değerin altında değerler elde edilmiştir.
 Çalışmada kullanılan numunelerin yaklaşık %70 ‘i yarmada çekme dayanımlarında TS 2824 EN1338/AC’ de önerilen tek sonuçların 2.8 MPa’dan az olmaması şartını sağlamıştır.
 Tek sonuç olarak TS sınır değeri karşılama oranları en yüksek ve en düşük değerler sırasıyla %72 - %150 değerleri elde edilmiştir.
 Numune guruplarının ortalama dayanım değerleri sınır değerin (3.6 MPa) altında kalmıştır. Dayanımların TS sınır değeri karşılama oranları en yüksek ve en düşük değerler sırasıyla 2 ve 5 numaralı gruplardan %92 - %78 olarak elde edilmiştir.

V. KAYNAKLAR
[1] A. Tunç, Yol Malzemeleri ve Uygulamaları, 2. Baskı, Nobel Yayıncılık, (2001).
[2] M. Semiz, Beton Kilit Taşlarının Fiziksel Özellikleri ve Alternatif Üretimin Araştırılması, Yüksek Lisans tezi, Gazi Üniversitesi, Ankara, Türkiye, (2006).
[3] Y. Açıkgöz, Uçucu Küllerin Beton Kilitli Parke Taşı Üretiminde Kullanımının Araştırılması, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Ankara-Türkiye, (2008).
[4] M. Filiz, C. Özel, O. Soykan, Y. Ekiz Yapı Teknolojileri Elektronik Dergisi 6 (2) (2010) 57-72.
[5] C. S. Poon, D. Chan Construction and Building Materials 20 (8) (2006) 569-577.
[6] T.R. Naik, S.S. Singh, B.W. Ramme ACI Materials Journal 95 (4) (1998) 454–462.
[7] T.R. Naik, S.S. Singh, R.N. Kraus, B.W. Ramme American Concrete Institute SP-199 (2001) 163–184.
[8] İ. Yüksel, Ö. Özkan, T. Bilir ACI Materials Journal 103 (3) (2006) 203-208.
[9] D. Gökhan, O. Şimşek Türk Bilim Araştırma Vakfı Bilim Dergisi 1(1) (2008) 1-6.
[10] TS 2824 EN1338/AC: Zemin döşemesi için beton kaplama blokları – Gerekli Şartlar ve Deney Metotları, TSE, Ankara-Türkiye, (2009).

10 Haziran 2019 Pazartesi

MİMARLIK BİLGİSİ DERS NOTLARI / MİMARİ PLANLAMA EVRELERİ



 Mİmarlık Bİlgİsİ Ders Notları

 Mİmarİ planlama evrelerİ
- Ön kararlar: Mimari planlamanın başlaması için alınan ön ilkesel kararlardır
- Programlama evresi: Çözümlenmesi istenen mimari problemin tanımlanması ve ihtiyaç programının oluşturulması
- Tasarım evresi: belirlenen ihtiyaç programına uygun mekan düzeninin oluşturulması

* Bilgi toplama: içerisinde problemi tanımlama, bilgi toplama, problemi kavrama ve öğrenme bulunur
 * Analiz: mevcutta var olan bilgileri belirler, bulgular arasında ilişkiler kurar, hedefe uygun ölçülerin ve kriterlerin oluşması ile tasarımın analizi yapılır.
1-) Çevre Analizi:
> Yapay Çevre Analizi
> Doğal Çevre Analizi
> Ulaşım Analizi
> Sosyo-Kültürel Çevre Analizi
2-) Fonksiyon Şeması
3-) Eleman Etüdü
4-) Leke Etüdü
5-) Kütle Çalışması
6-) Ulaşım
7-) Vaziyet planı
8-) Avam Proje
9-) Mühendislik Çalışmaları
10-) Detaylandırma
11-) Kesin Proje

 * Sentez: Çözüm seçeneklerinin veya tasarım alternatiflerinin ortaya konulması
* Değerlendirme: mimari tasarım seçenekleri arasından değerlendirme yolu ile hedefe uygun tasarımın belirlenmesi
- Uygulama evresi: tasarımın uygulanması
- Kullanım evresi: hayata geçirilen yapının kullanıcıya devredilmesi

**Bina: Belirli bir eylem için kullanılmak amacı ile kısa veya uzun sürede kalıcı nitelikte tasarlanmış bir mekan veya mekanlar dizisini içerecek şekilde inşaa edilmiş yapı olarak tanımlanmaktadır. Her bina bir yapıdır ancak her yapı bir bina değildir.
Mimari programlamada yer alan kurallar
- ALAN VERİLERİ ( MEKAN BOYUTLARI )
- KAPASİTE VERİLER ( KİŞİ SAYISI VE ÖZELLİKLERİ )
- İŞLEV AKIŞ VERİLERİ ( KULLANIMDA İŞLEV SIRASI )
- ÖRGÜTLEME VERİLERİ
- EKONOMİK VERİLER
- GELİŞME VE ESNEKLİK ( BİNA DAHA NE KADAR GELİŞTİRİLEBİLİR)

VERİLERİ
- DONATI VERİLERİ
- TOPLUMSAL VERİLER


Abraham Harold Maslow ve İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi
Fizyolojik-Psikolojik gereksinimler: Temel içgüdüsel ihtiyaçlardır. Yemek, içmek, uyumak, solumak, gibi,
Güvenlik gereksinimi: Can ve mal varlıklarının korunması ihtiyacı,
Ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi: Sevme, sevilme, bir gruba mensup olma, yardımseverlik, şefkat gibi,
Saygınlık gereksinimi: Sevmek, sevilmek dışında bireylerin kendilerine saygı duyulması ihtiyacı. Tanınma, sosyal statü sahibi olma, başarı elde etme, takdir edilme gibi...
Kendini gerçekleştirme gereksinimi: Alt kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kendini geliştirmek, zorlu hedefleri başarmak ve kapasiteyi artırmak gibi idealleri ve yetenekleri gerçekleştirme ihtiyaçları duyulur.





60CM) İÇ UZAKLIK (BİREYSEL SINIR)
(90CM) KİŞİSEL UZAKLIK ( GÖRÜŞME UZAKLIĞI)
(110CM) KİŞİLER ARASI UZAKLIK ( TOPLUM İÇİNDEKİ EYLEM ALANI)
(120CM) DOLAŞMA ALANI UZAKLIĞI ( İNSANLARIN BİRBİRİNİ RAHATSIZ ETMEDEN DOLAŞM ALANI)


İNSAN BOYUTLARI
* Antropometrik Boyutlar
+ Statik boyutlar
+ Dinamik boyutlar

* Duyusal Boyutlar
+ Görmeye ilişkin
+ İşitmeye ilişkin
+ Dokunmaya ilişkin
+ Tad almaya ilişkin
+ Koku almaya ilişkin

* Algısal ve Zihinsel Boyutlar
+ İnsan hafızasına ilişkin
+ Reaksiyon verme süresine ilişkin
+ Düşünme, karar verme süresine ilişkin

STRÜKTÜREL SİSTEMDE ‘‘GÖZ DOLGU’’ TEKNİĞİ


Göz Dolgu Tekniği:
Ahşap çatkı duvar sistemi, ahşap dikmeler ve kirişler kullanılarak yapı ağırlığının zemine aktarıldığı sistemdir. Göz dolgu, bu duvar sisteminin meydana getirdiği bir tekniktir (Resim 6). 15x15 cm. boyutunda ana taşıyıcı dikmeler, 3 m. aralıklarla yerleştirilmektedir. Ana taşıyıcı dikmelerin arasına, ortalama 20 cm. aralıklar ile ara taşıyıcı dikmeler yerleştirilmektedir (Uluengin, 1998, s. 116). 5x5 cm. boyutundaki yatay ve düşey ara taşıyıcı dikmeler ile bölünerek, kare şeklinde boşlukları meydana getirmektedir. Düşey taşıyıcıların birbirlerine yaklaştırılmasıyla ve sayıları arttırılan dikmeler, dolgu malzemesinin kalıcılığının arttığını ifade etmektedir. Boşlukların içleri, bölgede bulunan taşlar ile doldurulur. Bağlayıcı malzeme olarak kil kullanılmaktadır (Sümerkan, 1989, s. 85).

Göz dolgu teknik, dikmelerin sık aralıklarla yerleştirilmesi sonucu yapının kolayca yükselmesini sağlar. Dikme uzunluğu ağacın en verimli kullanımı açısından 3 m. ile sınırlıdır. Ayrıca, bölgeden temin edilen taş, herhangi bir işlem ya da işçilik gerektirmez. Kurtboğaz tekniğinin, yapım teknik ve malzeme kullanımı açısından göz dolgu tekniğine göre daha erken dönemde uygulanmaya başladığı anlaşılmaktadır.
Göz dolgu tekniği, kare veya dikdörtgen modüllere ayrılabildileri gibi her göz arası köşegen bölünerek üçgen şekilli de olabilirler. Bu türe ‘‘muska’’ adı verilir. Muska dolgu, Trabzon Taşkıran ve Uzungöl’de örneğine rastlanılmaması nedeniyle ayrıntılı olarak ele alınmamıştır.
Yapı Bileşenleri ve Malzemeleri:
Kırsal yerleşimde bulunan konutların sürdürülebilir özelliğini koruması, bölgede yaşayan ustaların uzun süre boyunca gözlemleyerek fark ettiği malzeme özelliklerini tanımaları ve malzemeyi yerleşim dokusuna göre kullanmalarının sonucudur. Yapı ustaları, yapı malzemeleri tercihini yakın çevreden yaparak, yapı alanına tedarik kolaylığı sağlarken, ekonomik açıdan elindeki olanakları değerlendirmeyi tercih eder (Aran, 2000, s. 194-198).
Taşıyıcı / Strüktür Bileşenleri ve Malzemeleri:
Bölgenin iklim ve coğrafi koşulları nedeniyle, en rahat biçimde elde edilen ve bu nedenle ekonomik olan ahşap ve taş kullanılarak, yöreye özgü yapım tekniklerinin oluşmasına olanak sağlanmıştır. Tezin araştırma konusu kapsamında, bu bölgeye özgü taşıyıcı sistem olarak, ahşap ve taş, iki farklı teknikte kullanılarak ‘‘ahşap yığma sistemi’’ ve ‘‘ahşap çatkı sistemini’’ meydana getirmektedir. Ahşap yığma sistemi, kurtboğaz yapım tekniğini ortaya çıkaran daha eski bir teknik durumundayken, ahşap çatkı sistemi daha gelişmiş göz dolgu tekniğini ortaya koymaktadır (Resim 7).

Roth, (2000), ‘Bir yapının en görünür kısmının strüktürü ya da onu ayakta tutan sistemi’ (s.42) olduğunu belirtir. Strüktür malzemelerinin tercihi ve kullanım biçimi geleneksel konutların karakteristik özelliğini oluşturmada önemli bir faktördür.
Ahşap yığma tekniklerinin en eskisi kuşkusuz çantı ya da yığma ahşap yapım olarak adlandırılan tekniktir. Bu teknik üzerindeki dallar ve çıkıntılar temizlenmiş yuvarlak kesitli ağaç gövdelerinin üst üste yerleştirilmesi biçiminde uygulanır. Sistemin ayakta durabilmesi için, köşelerde her bir ağacın kendisine dik konumda uzanan elemanla geçme oluşturması gerekmektedir ( Başgelen, 1993, s.91).
Ahşap:
Ahşap, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kullanılan birincil malzemedir. Ahşap yığma ve ahşap çatkı sistemleri, yapım teknikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaları sonucu, taşıyıcı malzemelerin uygulanması aşamasında farklılıkların görülmesine neden olur. Her iki teknikle yapılan duvarların bodrum katı 50 cm. kalınlığındaki moloz taştır. Göz dolgu teknik ile yapılan konutlarda, taş duvar yaşama katında devam ederken, Kurtboğaz tekniği ile yapılan konutların yaşam katında ahşap malzemenin uygulandığı görülmektedir.
Ahşap, ‘kurtboğaz teknikte’; yığma olarak, ‘göz dolgu teknikte’; dikme ve kiriş olarak kullanılır. Ahşap yığma sistemde kullanılan her bir ahşap, 15-50 cm. uzunluğunda ve 4-10 cm. kalınlığındadır. Ahşap çatkı sistemde ise, 3 m.’yi geçmeyecek şekilde 10x10 cm. veya 10x15 cm.’lik taşıyıcı dikmeler ve onları bağlayan yatay kirişler ile strüktür hazırlandıktan sonra, 5x5 cm. boyutlarındaki düşey ve yatay ahşaplar, ortalama 17-20 cm. aralıklarla yerleştirilerek kare şeklinde boşluklar oluşturmaktadır (Resim 8, 9). Ağaç cinsi, strüktür açısından çok önemlidir. Yerinde yapılan incelemelerde, ağaç cinsinin, yapıların dayanıklı ve uzun ömürlü olmasını sağlayan önemli bir etken olduğu görülmüştür.

Yerinde yapılan görüşme ve incelemelerde, kestane ve ladinin en sık kullanılan ağaç türleri olduğu tespit edilmiştir. Uzungöl ve Taşkıran gibi rakımın yüksek olduğu yerlerde ladin ağacının sayısının kestaneden daha fazla olmasından dolayı, yapılarda daha çok tercih edilmektedir. Ladin ağacının, kestane ağacında olduğu gibi, böceklenmeyi önleyen ve dayanıklı bir yapısı vardır. Yapının strüktür, kapı ve pencere elemanlarında aynı ağaç cinsleri uygulanmaktadır. Bununla birlikte, servi ağacının yapraklarında bulunan öz kokularının, böceklenmeyi ve nemi tamamen engellemesi nedeniyle, sandık ve dolap benzeri elemanlarıda kullanımı tercih edilmektedir ( Mehmet Tahan, kişisel görüşme, Ekim 2014).
Taş:
Ahşaptan sonra en çok kullanılan malzeme taştır. Öcal ve Dal, (2012), doğal taşın taşıyıcı gücünün sağlam olması, olumsuz hava koşullarına karşı dayanıklı ve doğada yaygın şekilde bulunması, uzun yıllar boyunca yapı sisteminin en temel malzemesi olarak kullanılmasının gerekçesi olarak tanımlamaktadırlar (s. 9).
İklim, coğrafi koşulların şekillenmesinde ilk sırada yer almaktadır. Buna bağlı olarak, bölgeye özgü malzemeleri meydana getirirken, bir ağacın ya da taşın cinsini de belirler. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bulunan bir taşın özelliği, diğer bölgelere göre değişiklik gösterir. Bölgenin nemli olması yapılarda ilke olarak zemin katta taşın kullanılmasını gerektirmektedir. Neme karşı dayanıksız olan ahşap ile toprak arasında taş malzeme kullanılarak bir tür izolasyon sağlanmaktadır. Evlerde yapılan incelemelerde biri arka duvar olmak üzere üç tarafından yaklaşık 50 cm. kalınlığında taşıyıcı bir taş duvar ile çevrelendiği gözlemlenmiştir. İklime bağlı olarak, bölgede bulunan taşın cinsi, yapının sağlamlığı açısından olumlu yönde etkilemektedir. Sümerkan (1989), yapılarda taşın dolgu elemanı olarak kullanılmasında ‘andezit’ ve ‘bazalt’ gibi taş cinslerinin seçilmesinin yaygın olduğunu savunur (s. 83). Bazalt, andezit, riyolit ve trakit gibi ince taneli hızlı soğuyan taşlar, sert, dayanıklı, sık dokulu ve su emmeyen yapıya sahiptir (Öcal ve Dal, 2012, s. 15).
Kil:
Dolgu elemanı olarak kullanılan taşın bağlayıcı malzemesi olarak kullanılır. Kilin bağlayıcı özelliğini arttırmak için kireç ile birlikte uygulanmaktadır (Sümerkan, 1990, s.67).
Kireç:
Kireç, göz dolgu sistemde 20x20 cm.’lik boşlukları, çevreden temin edilen taşlar ile doldurmak için bir bağlayıcı malzeme olarak kullanılmaktadır. Vitruvius, (1998), kirecin, kum ve su ile karıştırıldığında sağlam bir yapıya kavuşmasının en önemli nedenini şu şekilde açıklamaktadır: Kirecin elde edilmesini sağlayan kayalar, tüm cinsler gibi dört maddeden oluşmaktadır. Hava oranı yüksek olanlar yumuşak, su oranı fazla olanlar nem nedeniyle sağlam, toprağı fazla olanlar sert ve ateş oranı yüksek olanlar gevrektir (s. 32).
Kum:

Harç malzemesi olarak kullanılır. Vitruvius, (1998), öncelikli olarak, ocak kumunun tercih edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Ocak kumu yapısı gereği çabuk kurur ve taşıyıcılık açısından oldukça sağlamdır. Fakat, kumun kazılabileceği ocaklar yoksa, dere yataklarından, çakıldan ve deniz kenarından eleyerek çıkartılmalıdır. Bu tür bir yöntem, kumun yavaş kurumasına ve taşıyıcılık yönünden zayıflamasına neden olur. Özellikle, deniz kumunun tuzlu yapısı yüzeylere uygulandığında zarar verir (s. 31). 


GELENEKSEL YAPIM TEKNİKLERİ VE MEKAN İLİŞKİSİ:
UZUNGÖL VE TAŞKIRAN ÖRNEKLERİ
Yüksek Lisans Tezi